Sınava girecek öğrencilere ithafen;

Sınava girecek öğrencilere ithafen;


YARIM PORSİYON “SEFA”


Evde herkes ona öyle dermiş. Çünkü Sefa’nın doğduğu günden beri kolları yokmuş ve elleri omzunda duruyormuş. Ayakları ve bacakları varmış; ancak hem alışıla geldiği boyutta değil hem de yan duruyormuş. Daha da bir çok sağlık sorunu varmış.TAR, bunlardan biriymiş. Kısaca “TAR” olarak adlandırılan, uzun adı trombositopeni-radius yokluğu olarak bilinen sendrom, kandaki pıhtılaşmayı sağlayan trombosit maddesinin az olmasından kaynaklanıyormuş. Sağlıklı bir insanda 150 bin ile 400 bin arasında olması gereken değerler, ne yazık ki Sefa’da 70 bin civarında imiş. Bu durum onun hayatında herhangi bir kanamanın bile hayati risk taşıması anlamına geliyormuş. Bu hastalık kollarının gelişmemesini, ayaklarının yan olmasını ve % 98 bedensel engel ile dünyaya gelmesine neden olmuş. Tüm bu olumsuzluklara rağmen Sefa’nın tıpkı kendisi gibi azimli, fedakar bir annesi varmış. Zeynep hanım, hamileliğinde bir gün çocuğunu tıpkı bu haliyle rüyasında görmüş. Zorlu bir gebelik geçirmiş. Tam 10 aylık hamilelik süreci yaşamış. Normalden uzun olan bu süre, anne ve bebek için oldukça riskli bir süreçmiş, ikisinin de zehirlenip ölmesi anlamına gelebilirmiş. Tüm zorluklara rağmen Sefa dünyaya gelmiş. Küvözde kalmış belli bir süre. Anneye 2 ay göstermemişler bebeği. Uygun bir an beklenmiş. Aynı zamanda bebeğin trombosit düşüklüğü ile kıyasıya mücadeleler yaşamış babası ve aile eşrafı. Günün birinde anneye tüm gerçekler bir psikiyatr tarafından anlatılmış. Elbette çok üzülmüş anne. Ancak Zeynep hanım öylesine hırslı, öylesine mücadeleci, öylesine yaşam doluymuş ki, bir gün bile yılmamış. Evladı ile günlerce hastanelerde tedavi almışlar. Üstelik Zeynep hanımın ilgilenmesi gereken bir oğlu daha varmış. Zeynep hanım, Sefa’ya her şeyi öğretmeye karar vermiş. Bir gün bile toplumdan izole olmamışlar. Diğer anneler, çocuklarıyla ne yaparsa o da aynısını yapmış. Diğer babalar ne yaparsa onun babası da onu yapmış Sefa’yla.


Sefa, her ne kadar şanssız gibi görünse de bazı konularda çok şanslıymış. İlkokulda müthiş bir öğretmene ve kardeş gibi gördüğü arkadaşlara sahipmiş. Annesi ve öğretmeninin de çabasıyla azimli Sefa okula gitmiş, okuma yazmayı öğrenmiş. Başarılı bir öğrencilik yaşamış.


Lisede sınıf arkadaşları ile bir gün sohbet ederken yüzme konusu açılınca Sefa, suyun üzerinde durabildiğini söylemiş. Bu konuşmaya kulak misafiri olan sağlık dersi öğretmeni bunu beden eğitimi öğretmenine iletmiş. Beden eğitimi öğretmeni Adnan öğretmen, “Sefa, eğer söyleyeceğim şeyi başarırsan hayatın değişecek. Ülkemizde ve dünyada engelli yüzücüler var. Sen de profesyonel olarak yarışmalara katılarak madalyalar kazanabilirsin. ” demiş. % 98 bedensel engeli olan birine bunların söylenmesi Sefa’ya hiç de inandırıcı gelmemiş. Öğretmeni, Manisa’da engelli yüzücülerle ilgilenen bir antrenör olduğunu, eğer isterse onunla kendisini tanıştırabileceğini de sözlerine eklemiş. Sefa, birkaç gün düşünmüş taşınmış, ailesi ile paylaşmış bu konuyu. Her konuda olduğu gibi bu konuda da ailesi tam destek vermiş Sefa’ya ve başaracağına inandıklarını söylemişler. Ertesi gün Adnan öğretmen, annesi, abisi ile hep birlikte havuza gitmişler ve antrenörü ile tanışmışlar. O günden sonra da birlikte çalışmaya başlamışlar. Nasıl ki gerçek öğretmenler öğrencilerinin hayatında çağır açarsa Adnan öğretmen de Sefa’nın hayatını tamamen değiştirmiş. Zorlu, sakatlanmalı günlerin ardından bir gün Sefa kendini İstanbul’da Türkiye şampiyonasında buluvermiş. Girdiği daha ilk yarışmada tam 4 tane altın madalya almış Sefa. Türkiye şampiyonu olmuş. Dördüncü madalyasını boynuna annesinin takmasını istemiş; çünkü madalyanın asıl sahibinin annesi olduğuna inanıyormuş. Annesi “Seninle gurur duyuyorum anneciğim, insanlar bana senin ayağına kalem verdiğimde bile Sefa yapamaz boşuna uğraşma diyorlardı, ama sen bugün Türkiye şampiyonusun. Bana en güzel hediyeyi, onlara da en güzel cevabı verdin. ” demiş.


Tüm bu madalyalar, milli takım antrenörünün dikkatini çekmiş, Sefa ile görüşmüş, onu milli takıma almış. Artık Manisa’ya döndüğünde tüm gazeteler Sefa’dan bahseder olmuş. O günden sonra da hız kesmeden antrenmanlara devam etmiş Sefa. Daha da azimli çalışmış. Kıtalararası şampiyona o yıl Brezilya’nın Sao- Paulo şehrinde yapılmış. Milli sporcumuz, ailesinden, vatanından ilk kez ayrılmış ve ülkesinden kilometrelerce ötedeki bu ülkeye gitmiş. Bu büyük organizasyonda kendisi gibi dünyanın her yerinden gelen engelliler ile kıyasıya mücadele etmiş, yarışmada büyük başarı kazanmış. Bronz madalya alarak, İstiklal Marşımızı okutup bayrağımızı göndere çektirmiş. Sporcu olmayı bile aklının ucundan geçirmezken uluslararası madalya kazanmış. Türkiye’ye döndüğünde havalimanında kendisini bekleyen sevgi seli ile karşılaşmış. Okulunda yapılan madalya töreninde ise, Sefa’yı yüzme sporu ile tanıştıran Adnan öğretmen madalyasını boynuna takmış.

Hiçbir engeli olmadığı halde engelli raporu alıp maaş almak için bin takla atan insanlar varken; Sefa, ayaklarıyla iş yapabildiğini ve çalışabilir raporu almak istediğini söyleyerek heyetteki tüm doktorların takdirini kazanmış. Raporunu alıp memur olarak TC Gençlik ve Spor Bakanlığı’na bağlı Manisa Gençlik ve Spor Müdürlüğü bünyesinde çalışmaya başlamış.


Tabii bunlarla da yetinmemiş ve hayatını anlatan bir kitap da yazmış. Şimdilerde de fiziki olarak kendisine çok benzeyen dünyaca ünlü motivasyon konuşmacısı Nick Vujicic gibi kitlelere motivasyon konuşmaları yapıyor.


Sefa, kendisini çok seviyor ve kendisi ile barışık. Dokuz Türkiye Şampiyonluğu, iki Türkiye ikinciliği ve kıtalarası şampiyonada üçüncülüğü var. Daha da başarmak istediği çok büyük hedefleri var.


Sefa gibi engelleri aşan engelsizleri tanımak büyük bir onurdu benim için. Başta Sefa olmak üzere herkese hayatın “Sefa”sını sürdüğü bir hayat diliyorum.


Sevgiyle kalın!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Melda ASLI - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Şanlı Bayrak Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Şanlı Bayrak Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Şanlı Bayrak Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Şanlı Bayrak Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.