KİTAPLAR YÜKSELİŞİN EN SAĞLAM MERDİVENİDİR

KİTAPLAR YÜKSELİŞİN EN SAĞLAM MERDİVENİDİR

 

Kitap okuyan toplumlar güçlü ve dünyaya yön veren toplumlardır. Bunun  en güzel örneğini bizim tarihimizde ve kütüphaneler inşa ettiğimiz dönemlerde görebiliriz. Hatta Batı ile mukayese ederek ele alalım:

 

Batıda kitapların ve okumanın  yasaklandığı dönemler, İslâm Medeniyeti kütüphaneler inşa etmiştir. Kiliseler kitapları yakar ve yasaklarken, Türk ve İslâm ülkelerinde  kütüphanelerde ilim, fikir ve sanat faaliyetleri Kur’an ve din  merkezli olarak oluşmuş ve gelişmiştir.

 

Ortaçağda Avrupa’da kiliseler eliyle kitaplar toplatılmış, yakılmış ve yasaklanmıştır bu dönem Avrupa’nın karanlığa gömüldüğü dönemdir. O nedenle onların Ortaçağ  dediği bu dönem kendileri için son  derece karanlıktır.

 

Aynı çağda bizde durum tam tersiydi. Müslüman ülkelerde kütüphaneler inşa ediliyor,   Müslüman astronomlar Semerkand, Bağdat, Şam, Kahire, Marakeş ve Kurtuba’daki rasathanelerinden gökyüzünü tarıyorlardı. bu kentlerde İslâm hekimleri, filozofları, fizikçileri, matematikçileri, coğrafyacıları ve simyacıları, Kur’ân ve Sünnet merkezli bir usûl çerçevesinde eserler veriyorlardı.

 

Esasen bu âlimler Antik Yunan’dan almış oldukları bilgiyi, Antik Mezopotamya, Hindistan ve Çin’den bazı katkılarla birlikte muhafaza etmiş, işlemiş ve kendi araştırmalarıyla genişletmişlerdi. Devasa bir hikmet medeniyeti inşa ederek, kütüphaneler, ilim yuvaları inşa etmişlerdir.

 

İslâm âleminin bu bilgi deryasını , on ikinci yüzyıl başından itibaren, Arapça’dan Latince’ye yapılan tercümelerle Avrupa’ya aktarması sayesindedir ki, Batı ;Kopernik, Kepler, Galileo ve Newton’un kuramları ile, on altıncı ve on yedinci yüzyıllarda bilimsel devrim gerçekleştirilebildi.

 

İslâm coğrafyasında kitaplarla yükselen ilim ve hikmet deryasından, Batı ancak 12. yüzyıl başlarında Arapça’dan Latince’ye yapılan tercümeler sayesinde istifâde etmeye başlamıştır. Bu tercümeler Batı’nın ilimde ve fende ufkunu açmış ve ileri atılım yapmasını sağlamıştır.

 

İbn Rüşt örneğinden hareket edelim; Batı’da “İbn Rüşdçülük” merkezli tartışmalar neticesi doğan akımlar, zamanla etkin bir hâle gelerek Rönesans ve Reform hareketlerinin alt yapısını hazırlamıştır. Malum olduğu üzere Descartes’in öncülüğünü yaptığı “Kartezyanizm” akımı İbn Rüşdcülük’ten başka bir şey değildir.

 

Tüm bunları ve dahasını biz de söylemiyoruz Avrupalı tarihçiler ve araştırmacılar söylüyorlar, geniş bilgi için bkz:

 

Fredy, John. (2014). Işık Doğu’dan Yükselir.  Çev. Gül Çağalı Güven. İstanbul: Doğan Kitap.

 

Şunu da belirtmek gerekir ki Batı’nın tercüme faaliyeti olarak başlattığı İslâm âlimlerinin eserlerinden faydalanma hususu bir süre sonra

Fikrî yağmalama ve intihale dönüşmüştür. Bir düre sonra telif adreslerini belirtmeden eser hırsızlığı yapılmıştır. Öyle ki bazen yazarı ile birlikte çalıyorlardı. Bunun en güzel misâli insanlığın ilim mirasında iz bırakmış İslâm âlimlerinin adlarını da Latinceleştirmeye kalkışılmazlardır. Böylesi bir şey ancak Batı’ya mahsus ve Batı’ya yakışır bir durumdur. Nihayetinde sadece İslâm coğrafyasına karşı böylesi bir yağmaya girişmemiş, elinin ulaştığı, kendinden bilmediği her yere, ırka, kültüre karşı aynı zulmü yapmışlardır.

 

Max Meyerhof, “hayvanbilim üzerine 1838 tarihli eski bir Alman tezi” okuduğunu ve bu eserde yer alan “gekonun (bir tür kertenkele) zehirli doğasıyla ilgili efsânelerin Dimri’nin Hayvanlar Âlemi adlı Arapça eserinden alındığını” fakat Dimri’den hiç bahsedilmediğini açıklar.  Plessner, Michael Servetus’a atfedilen “küçük kan dolaşımının” aslında İbn el-Nefis’in keşfi olduğunu söyler. En büyük intihalci, Arapça’dan Latince’ye pek çok çeviri yapan ve bunların kendi eserleri olduğunu iddia eden Afrikalı Konstantin olarak tanınan bir keşiştir.  Campbell’a göre o bunu “kilise baskısıyla” yapmıştır.  Müslüman İspanya’da bir İslâm âlimi, İbn Abdun (ö. 528/1134) Müslümanların Hristiyanlara kitap satmasına engel olmaya çalışmıştır: “Çünkü onlar (Hristiyanlar) bu kitapları tercüme ediyor ve kendi piskoposlarına mal ediyorlardı.”(İsa 2017:283-284)

 

Latinceleştirme furyasında kimler yok ki: Ebû Bekr Muhammed b. Zekeriyâ er-Râzî (841-926) Latin âleminde “Rhazes”, “Alrazes” veya “Albubator”; Yahya b. Serâbi (Serabiyon) ise  “Serapion Senior” veya “Janus Damascenus”; Ebû Alî Hüseyn b. Abdullah b. Sina (980-1037) “Avicenna”; Ebû Mervân Abdülmelik b. Zühr (1113-1162) “Abhomeron” veya “Avenzoar”; el-Harezmî “Alhorismi”, Fârâbî ise Latince eserlerde “Alfarabius” veya “Alpharabi”; İbn Rüşd (ö. 1198) “Averroes” olarak tanınmış, tanıtılmıştır. Bunlardan Râzî, Fârâbî, İbn Sînâ ve İbn Rüşd’ün Batı üzerinde oldukça fazla ve uzun bir süreli tesiri olmuştur. (Ülken 2016:206) Bilhassa Tıp ilminde İbni Sina’nın tesiri tartışılmazdır. Nitekim Avrupa, başta tıp ve müsbet ilimler olmak üzere İslâm medeniyetinden çeşitli alanlarda faydalanmıştır. Batı tıbbı, yüzyıllar boyunca İslâm tıbbının devamı niteliğindeydi. Campbell’e göre “İslâmî tıp literatürü, Avrupa’nın tıp sisteminin yeniden doğuşuna öncülük etmiştir”. Müslümanlar tarafından yazılarak Arapça’dan Avrupa dillerine çevrilen çok sayıda tıp kitabı vardır. Cambell, “Ortaçağ Avrupa tıbbı, münferit olarak da Roger Bacon (1214-1294), Guy de Chauliac (1300-1368) ve pek çok Arap dili uzmanı üzerinde İbn Rüşd ve Zehrâvî’nin büyük etkisi olduğunu” ekler.(İsa 2017:272) Paris Üniversitesi Tıp Fakültesi'nin büyük salonunda tıp ilmine en büyük katkıyı sağlayan Râzî ve İbn Sînâ’nın portreleri sergilenmektedir.

Prof. Dr. Ahmet İsa’nın kitabında daha detaylı bulabilirsiniz.

(İsa, Prof. Dr. Ahmet. (2017) Müslümanların Rönesansa Katkısı. İstanbul:Mahya Yayınları.)

 

Kitap okumalı, kitap okuduğumuz gibi bize ilmî mirasımızı aktaran eski kitaplarımıza ESKİ gözü ile değil NADİR ESER diye bakmalı, sahip çıkmalıyız. Eğer sahip çıksmıyorsak mutlaka bir kütüphaneye ve hatta okul kütüphanesine ulaştırmalıyız. Zira öğretmenler o kitapları ve dolayısıyla ilmî mirasımızı öğrencilerimizle buluşturacaktır.

 

Bol okumalı mutlu bir pazar diliyorum efendim, selametle ve muhabbetle…

Berna OCAKCIOĞLU

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar S. Berna Ocakçıoglu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Şanlı Bayrak Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Şanlı Bayrak Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Şanlı Bayrak Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Şanlı Bayrak Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.