RANT-I MAN

RANT-I MAN
2021 yılı yaz ayları hatırlarsınız bizler için oldukça zor geçti. Hatırlarsınız diye beyan etmek
durumundayım, çünkü ne yazık ki cennet vatanımızın güzel yurttaşları her gün bir felaketin yaşandığı
bu topraklarda mutlu olabilmenin formülünü çoktan keşfetti; balık hafızasına bürünmek.
Bu arada konumuzun dışında fakat balıkların hafızasının sanıldığı gibi 3-5 saniye olmadığı, çok daha
güçlü hafızalara sahip oldukları hatta matematiksel zekalarının dahi türlerine göre çok daha gelişmiş
boyutlarda olabileceği 2003 yılında Plymouth Üniversitesi’nde yapılan deneyler sonunda ortaya
çıkarılmıştır. Bu nedenle bizim insanımızın büründüğü balık hafızasının yerli ve milli 62 endemik balık
türünden biri olduğuna inanıyorum.
2021 yılı 28 Temmuz-12 Ağustos tarihleri arasında toplam 53 ilde çıkan (ülkemizdeki şehirlerin
%65,43’üne tekabül etmektedir) 299 farklı yangında 8 vatandaşımız, sayısız canlı ve ağaç yaşamını
kaybetmişti. Peki bu yangınlar nasıl başladı, kim ve neden başlattı? Yazımı kaleme aldığım dakikalarda
halen Datça ve Çeşme’de devam eden yangınların asıl sebepleri neler? Yazılı ve görsel basında -her ne
kadar yangın zamanları haricinde 3 günde unutulsa da- bu konuya ilişkin bir çok tartışma yaşanıyor.
Hükümet yanlısı basın kuruluşları ve gazeteciler konuyu kendi çıkarları doğrultusunda ele alırken,
muhalif gazeteci ve basın kuruluşları konuyu “kısmen” sabote ederek takipçileri ile paylaşıyorlar.
2021 yılı yangınlarına ilişkin detayları -doğru olarak- paylaşabilmek adına henüz çok erken bir
dönemdeyiz. Fakat gelin sizleri 2007 yılında, Muğla ilimizin Bodrum ilçesindeki güzide yerleşim
birimimiz Güvercinlik’te çıkan ve toplamda 280 hektar orman ve tarım arazisinin kül olduğu yangına
götüreyim. Bu arada bu yangın neticesinde 2012 yılına kadar Güvercinlik’e “Güvercinlik Köyü” dendiğini
unutmayalım. Köylükten tatil köylüğüne giden bir geçmişi vardır Güvercinlik’in..
15 Temmuz 2007 tarihinde saat 12 sularında başlayan yangın rüzgarın da etkisi ile hızlanmış, ilk 1,5
saatte toplamda 5 hektarlık alanı küle çevirmişti. Dönemin Orman Bölge Müdürü verdiği beyanatlarda
“Yanan ormanlık alanların 2B yapılmasının ya da imara açılmasının” söz konusu olmadığını vurgulamış,
2007 yılı Ekim ayı içerisinde ilk yağmurlarla beraber tohum ve fidan ekimine başlanacağını belirtmişti.
İnşaat sektöründe yer alan ya da bilgisi olanlar bilirler; inşaatlarda beton dökme işlemlerinden sonra
betonda yanma ya da rötre çatlakları oluşmaması adına beton alanlar sulanır. Sayın müdür bunu
öngörmüş olacak ki, ilk yağışlarla tohum ve fidan ekimi yerine zamanla otel temelleri atılmaya başlandı.
Önce 2012 yılında La Blanche Island hizmete sunuldu. Bu oteli 2016 yılında Titanic Deluxe Bodrum ve
son olarak da 2018 yılında Lujo Bodrum işletmeleri sırasıyla takip ettiler. Özellikle beton sulama
işlemleri iyi yapılmış olmalı ki, 2021 yılında yaşanan yangınlarda alevler tam da bu otellerin sınırlarında
son buldular (!)
Yıllarca bu hususta çok yazı yazıldı, çok konuşuldu. Bir kısım rant derken bir kısım da bu alanın 1987
yılında Resmi Gazete’de yayımlanan karar ile “Turizm Alanı” ilan edildiğini belirttiler. Öncelikle şuna
dikkat çekelim, evet bu otellerin bulunduğu araziler devlet tarafından turizm alanı olarak belirlenmiştir.
Fakat; 1987 yılında turizm alanı ilan edilen bu bölge, 4 sene sonra yani 1991 yılında bir firmaya otel
işletmesi yapılması adına tahsis ediliyor ki bu bölgede 2007 yılındaki yangında tahrip olan alanın
içerisinde yer almakta. 1991 yılından 2006 yılına kadar tam 15 sene boyunca otel işletmesi yapılması
adına tahsis edilen bölgeye bir çivi dahi çakılmıyor. O dönemde Bodrum halkı ve STK’ların direnişi
neticesinde bu karar askıya alınıyor ve otel inşaatına başlanamıyor.
Arada geçen 15 sene içerisinde, 3598 parsel numaralı yaklaşık 79 dönüm araziye 5 yıldızlı ve 463 yataklı
işletme açılması için 13 Kasım 2006 tarihinde olur veriliyor. Yani Güvercinlik Köyü yakılıp talan
edilmeden sadece 8 ay önce. Bu konuda Orman Genel Müdürlüğü hali hazırda 1991 yılında verilen bir
izin olduğunu savunsa da bu iznin hükmünü yitirdiğini ve 2006 yılında yani -tekrar hatırlatmakta fayda
görüyorum- Güvercinlik yangınından 8 ay önce revize edildiğini unutuyorlar. Ülkemizdeki endemik balık
hafızasına bir örnek olarak bunu da dahil edebiliriz.
Bugün alanda Titanic Deluxe Bodrum Hotel hizmet vermekte. Fakat kimseyi -özellikle Aygün Ailesi’nitöhmet altında bırakmamak için şunu da belirtmek isterim ki, Güvercinlik’te meydana gelen yangından
sonra inşa edilen otelin ilk sahipleri kendileri değildir. 2016 yılında hizmete açılan otel için 2014 yılında
faaliyete geçip 2 sene içerisinde de oteli tamamlıyorlar.
Her yaz binlerce hektar ormanımızı, onlarca vatandaşımızı ve sayısız canlımızı orman
yangınlarında kaybediyoruz. Ulu önder, Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Atatürk ömrünün son
günlerinde şu sözleri dile getiriyor; “Yurt toprağı! Sana her şey feda olsun. Kutlu olan sensin. Hepimiz
senin için fedaiyiz. Fakat sen Türk ulusunu sonsuzluğa dek yaşatmak için verimli kalacaksın. Türk toprağı
sen, seni seven Türk ulusunun mezarı değilsin. Türk ulusu için yaratıcılığı göster..”
Türk Milleti tarihi boyunca düştüğü her zorluktan, kaldığı her darlıktan güçlenerek çıkmıştır. Türk Milleti
çalışkandır! Küle dönen ormanları bir gün tekrar içerisinde kuşların cıvıldadığı, tavşanların
koşuşturduğu, türlü böceklerin süslediği yeşil ile buluşturacaktır. Yeter ki bu alanlar -yöneten güçler
tarafından- rant kapısı haline getirilmesin. Hırsız içeriden olunca, kapı kilit tutmazmış derler. Biz kendi
topraklarımıza, ormanlarımıza, sanayimize, tarımımıza sahip çıktıkça rüzgarın kayadan götüreceği
yalnızca tozdur.
Yazımın sonuna gelirken Gazi Mustafa Kemal’in doğaya ve yeşile olan sevgi ve tutkusunu sizlerle “1-2
anekdot ile” paylaşmak istiyorum.
Çankaya köşkünden Meclis binasına giderken o günün Ankara’sında tek iğde ağacı vardır. Mustafa
Kemal, her gün ağacın önünden geçerken arabayı yavaşlatıyor ve ağacı selamlıyor. Bir gün; bakın bu
benim ağacım derken, o ağacın yerinde olmadığını görüyor. Büyük bir telaşla otomobili durdurup
iniyor. Buradaki işçilere; “Ne oldu buradaki ağaca?” diyor. Efendim, yolu genişletmek için ağacı kestik
cevabını alıyor. Arabasına dönen Mustafa Kemal ağlamaya başlıyor. “Bunun başka yolu yok muydu?”
diye.
Ve yine Gazi Mustafa Kemal Atatürk 1930 yılında Yalova’ya doğru yola çıkıyor. Yolculuğu sırasında bir
şey dikkatini çeker. Bir bahçıvan koca çınar ağacını kesmek üzeredir. Ona hemen tepki verir. Hayatında
böyle bir ağacı yetiştirip yetiştirmediğini sorar. Bahçıvan da çınar ağacının köşkün temelini kaldırdığını,
yapraklarının da pencereyi kapattığını söyler. Mustafa Kemal derhal İstanbul’daki köprü altında
bulunan tramvay raylarını Yalova’ya taşıtır. Böylelikle köşk, ağaçtan 4 m 80 cm uzağa kaydırılır.
Yüreğiniz Mustafa Kemal’inki kadar derin olsun.
Esen kalın..

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Onur Uğur - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Şanlı Bayrak Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Şanlı Bayrak Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Şanlı Bayrak Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Şanlı Bayrak Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.