İKTİDARIN GÜCÜ VE SİYASET

İKTİDARIN GÜCÜ VE SİYASET
 
 
 
 
 
 
İktidarın Gücünü Elde Etmek İsteyen Siyasetçiler...
 
 
 
Siyaset kantarında topuzun ayarını kaçırmadan siyaset yapın ki hak ettiğiniz koltuklara oturduğunuzda vicdanınız sızlamasın. Elbette her siyasetçi iktidar olmak ister ama herkes o koltuğa layık olamaz. Çünkü kimi siyasetçi yüksek başarılarla el etek öpmeden milletin gücü ile bütünleşerek iktidar olur, kimisi de bin bir türlü fırıldak çevirir o koltuğu öyle elde eder. Oysaki o kutsi makamlar beyhude ve naçar düşünen dar düşünceye sahip olan bi ferasetlerin yeri değildir. Özellikle şu son günlerde arifesine girdiğimiz yerel seçimlerin çalışmalarında bazı hallerin zuhur etmesinden dolayı biz burada ar eder olduk ama onların burunları dahi sızlamadı. O kadar faydasız faydalara tevessül edenleri duyduk ki yüzleri bile kızarmadı. Hatta neredeyse ülkeyi talan eder hale geldiler...
 
Bakın efendiler; Cehenneme dayana bileceğiniz kadar o kutsi makamlara ihanet edin. Zira böyle kutsi değerler ne satılır ve nede bağış adı altında rüşvete peşkeş çekilir. Onun için her bir reyin namus hükmünde olduğunu da ayrıca unutmamak gerekir. Bu değerin önemi hakkında atalarımız bizleri defalarca kez uyarmalarına rağmen bu güzide vasiyeti yerine getirmekten kaçar olduk. Oysa ki şu olan bitenden ŞEYTAN LAİN dahi mesul değildir. Çünkü Cenabı Allah, cüzi irademizi kullanmamız için, birçok bilgi ve birikimle beraber her birimize ayrı ayrı akıl, feraset, basiret ve yüksek iz ‘anlar vererek idarecilerimizi seçme hakkını bizlere vermiş. Onun için oylarımızı kullanırken körü körüne değil, araştırma ruhuyla kullanmamız gerekir...
 
Bakın, şöyle bir düşünecek olursak, bizde atalarımıza hak vermiş olacağız. Eğer bizlerin oyları olmazsa kimse Cumhurbaşkanı dahi olamıyor. Bu demektir ki sen ben olmadan kimsenin hiç bir hükmü yoktur. O zaman bizde o makamlara layığını getirmek zorundayız. Özellikle şu yerel seçimler genel seçimlere benzemez. Genel seçimlerde seçtiğin siyasetçiyi seçtikten sonra TV ekranların haricinde yüzünü dahi göremezsin. Ama yerel yönetimler, öyle değildir. Yerel yönetimler, icra ve uygulama makamıdır. Daima muhatap olacağın için reyini kullanırken kime ne verdiğini iyi bileceksin. En başta seçeceğin kişi İslam kriterlerine uymuyorsa boşuna zaman kaybı yapmayacaksın. Özellikle yerel seçimlerde memleketin hizmet görmesini istiyorsan, daima iktidardan yana olacaksın ki iktidarın gücü ile güç bulasın. Hele din karşıtı dinsizlere asla tevessül dahi etmeyeceksin. Bir insanın eli hırsız, dili arsız, vicdanı kirada, aklı kıt, kalbi de fesat ise, sakın ona oy moy vermeyin!. Eğer bir insan her şeyden önce Allah’tan korkuyorsa, yüreğindeki merhameti ile gönüllere dokunabiliyorsa o adamı alın direk baş tacı yapın başınız dahi ağrımaz. Korkmayın ve gönül rahatlığı ile de oyunuzu ona verin...
 
Bakınız, sabit delillerin elimize geçmemesi ile beraber kulaktan kulağa gezen bir fısıltı da şöyle denmektedir. Hangi parti hangi şehirde güçlü ise, o şehrin aday adayları baş döndüren cinsteki yüklü meblağlı bağışların döndüğünü duyduk. Bu tarz fısıltılar hangi partiden olursa olsun, o iddia muhatabını sendelettirir. Onun için çok dikkat ederek böyle zihniyeti bozuk olanlara fırsat vermemek gerekir. Aksi halde böyle talanların ardı arkası kesilmez. Bunun adresi hiç fark etmez ister iktidar isterse muhalefet olsun, şayet böyle halin sirayeti kimde söz konusu ise, bu demektir iş ehlinde değil de iş hırsızda arsızda ve yolsuzda demektir. Yani demem o ki muhterem kardeşlerim, kendi parmağımızla kendi gözümüzü çıkarmış oluruz. Basit bir matematik yapacak olursak, aynı kanaat hasıl olacaktır. Örneğin dört yüz bin nüfuslu bir ilçenin adayı yüz milyon gibi bağışta bulunmayı teklif edebiliyorsa, bu işin sonu vahimdir. Yoksa bu adamın alacağı en baba maaşı yüz bin dahi olsa bırakın 5 yılda karşılığını almayı sittin sene geçse dahi, alacağı maaş ödediği bağışı karşılamaz. Eğer bu bir algı değil ise bu millete yazıktır. Ama bir hakikat ise, buda külliyen haramdır, zıkkımdır, zehirdir...
 
İla ahiri kelamımızın hulasasında “YANİ OYLARIMIZI YALANA, TALANA, DOLANA VE ÇALANA VERMEYECEĞİZ”. Atalarımızın da dediği gibi, anahtarı tek olmayan ambarın faresi de pek olur. Allah, cümlemizi faresi pek anahtarı tek olmayan ambarlara muhtaç bırakmasın. Bu tarz düşüncelere sahip fırsat kollayan fırsatçılara fırsat dahi vermesin. Rabbim en hayırlı olanı gönlümüze razı kılsın. Selam ve dua ile huzur içinde kalın selametle...
“SAYGILARIMLA VESSELAM 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdullah Taşkın - Mesaj Gönder

# Dört

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Şanlı Bayrak Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Şanlı Bayrak Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Şanlı Bayrak Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Şanlı Bayrak Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.